24 Temmuz 2009

su yolunu bulur!

Herşeyin bir çözümü varmış. Herşey iyiye gidiyor...
Bahsettiğim şeyler gerçekten zor ve sancılı dönemler yaşayan insanlara dudak büktürecek cinsten şeyler aslında ama hayattan beklentileri ile debelenen benim gibi biri için önem taşıyordular bir şekilde işte...
Evde olmayı, ailemi çok seviyorum. Çocuklarımla birebir ilgilenmeyi beni bir 'control freak'e dönüştürse de evin düzeninden sorumlu devlet bakanı olmayı da seviyorum. Ama işin ayarı kaçınca bir korku alıyor beni. Hayatımda keyif aldığım şeylerin dengeleri değişince kendimi sınırlandırılmış hissetmeye başlıyorum. Kendime zaman ayıramamak gibi bir klişeden bahsetmiyorum. Onu öyle ya da böyle yapıyorum. Önemli olan yarınım için ne yapıyorum? sorusu oluyor.
Çözümün 'iş hayatı' olmaması daha da çetrefilleştiriyor işi. Tam + mesaili bir sektörün aileme ayırdığım zamanın büyük bir çoğunu alacak olması beni çok mutsuz ediyor. Henüz o kadar küçükler ki... Bırakın bana ihtiyacı olmalarını ben onların yanında olmak istiyorum. Ama onların büyümelerini beklerken benim yerimde saymayacağım kesin. Yaşlanacağım ve yapmak istediğim şeyler için geç kalmış olmak istemiyorum.
Benim hayata bakışım şöyle. 'herşeyin 4/4 lük olmayacağını biliyorum. ama neden 3/4 lük olmasın...' Her alanda onu arıyorum. Tamahkarlık için kriterlerim var yani :-P Ama işte bir alanın 3/4 lük olabileceği sınırlar ya diğerinin 1/4 lük olmasına neden olacaksa hesabı beni bitiriyor...
Bir benzetme ile anlatmalıyım.
Ben çevreciyim, doğalcıyım. Örneğin deterjanları sevmem. Ama dibine kadar olmasa da hiyen de önemlidir benim için. En azından çocuklarımın büyüme evrelerinde. O zaman organik deterjan kullanmalıyım. Ama organik deterjanlar pahalı ve benim bütçemi aşıyor! gibi :-) (Annemim çözümü herşeyde sabun kullandı ama örn. bulaşık makinesinde sabun kullanamıyoruz. Benim her alanı değerlendirmek gibi bir sorunum da var. Zor bir hayat yani :-)
Neyse ama istemekten ve araştırmaktan hiç vazgeçmiyorum. Bu iyi bir özellik. Sorgulama sorgulamayı takip ediyor ve öyle ya da böyle beni bütün bu girdap düşüncelerden çıkarıp bir nefes aldıracak çözümlere ulaşıyorum. Ama bu evren sesimi duydu da vesaire de değil aslında çünkü bu çözümler için hep teakkuzda hep plan programda olmuş oluyoruz.
Yine bir örnek...
Çocuğumu özel okula göndermek istemiyorum. İyi bir devlet okuluna gitsin istiyorum. Ama İstanbul'un rezilliğinde yollarda saatlerini harcamadan, yürüyerek gitsin istiyorum. İyi bir devlet okulde derken elitist de değilim. Her kesimden çocuk olsun ve benim çocuğum bütün yaşamları gözlemleyebilsin istiyorum ama dejenere, kayıp çocuklardan da uzak olsun istiyorum. Ne yapıyorum daha çocuğum 3 yaşındayken böyle bir okulun var olma olasılığı olan bir bölgeye taşınıyorum, vesaire vesaire...
Matematiği seviyorum. Sanıyorum soruncukları ve çözüm bekleyen konuları bir bir kaç bilinmeyenli bir fonksiyon gibi değerlendirip x'leri ve y'leri bulma çabam bundan.
Şimdilerde elimdeki denklemlerle bilinmeyenler eşitlendi ve basit hesaplarla tüm x'ler ve y'lerin değerlerini buldum.
En önemlisi hedefimi buldum, yarınımı tanımladım.
Öğrenmeye, sorgulamaya, araştırmaya, şeyler arasındaki bağlantıları değerlendirmeye, bu değerlendirmelerden çıkardığım sonuçları derlemeye ve yazmaya olan merakım ve tutkumla başetmeye çalışarak geçireceğim bundan sonraki yıllarımı...
Yeniden öğrenci olmaya karar verdim anlayacağınız.
Güzel olacak güzel...

Hiç yorum yok: