28 Temmuz 2009

kitaplar...

Ben bir çocuk kitabı kurdu oldum iyice. İllüstrasyonlar, hikayeler, yaklaşım, anlayış çok etkiliyor beni. Kızımın, tek hikayeden ibaret, basit ve az karakterli, bol resimli kitaplar dönemi geçiyor gibi. Daha doğrusu ben artık onlarla tatmin olmadığını farkedip bir hamle yaptım.
Clarice Bean Başı Dertte , Charlie ve Lola serisi ile tanıştığımız çizgilerle tavladı beni. Kitapların da seri olmasını seviyoruz. Biri bitince diğerinin sırada olduğunu bilmek, karakterlerle vedalaşmak zorunda kalmamak için seriler birebir :-) Ama kitaptaki onlarca karakter ve yabancı isimler konsantrasyonu öyle bir dağıtıyor ki, esprili dilin ve baş karakterimiz Clarice'in başından geçenlerin tadına varmak zorlaşıyor. Biz bunu daha ileri bir tarihre okumak için kitaplığımıza kaldırdık. Aferin Gizli Yediler ile başka bir seriye başladık. Gerçi serinin ilk kitabı değilmiş bu, ama yine de karakterle tanıştık ve kızım maceraları okumanın izlemeden daha da keyifli olabileceğine dair fikir edinmiş oldu.
Yolculuğumuza Şamatalı Köyün Çocukları 1. Kitap ile devam ettik. Daha kapaktaki resmi görür görmez bu çocukların Uzun Çorap Pippi ile akraba olduklarını anladım. Astrid Lindgren ismi o zaman birşey ifade etmeye başladı. Hayali bir köyde yaşayan 6 çocuğun başlarından geçenlerin bu kadar duru bir dille anlatılması kadar kitaptaki az ama öz resimler de etkiledi bizi. Serinin diğer kitaplarını edinmek için Şamatalı Köyün Çocukları Seti 'ni sipariş ettik. Orada da karşımıza başka sürprizler çıktı. Elmasın Gizemi Lasse ve Maja Dedektif Bürosu tam kızımın dişine göreydi. Okumaya başlayalı neredeyse 1 yıl oluyor ama ilk defa kendi başına okumanın tadına bu kitapla varmaya başladı diyebilirim. Sırada setteki diğer kitaplar var. İthaki Yayınları'nın çocuk kitaplarına gösterdiği özen ise beni ayrıca keyiflendirdi. Kapak tasarımları da, ciltli basım da harika. Bu arada İsveç (çocuk) edebiyatının böylesine duru bir dile sahip olduğunu keşfetmek beni başka arayışlara da yönlendirdi. Takipteyim anlayacağınız. Okuma serüvenimize, kuzunun bir çizgi filmde adını duyup peşine düştüğü bir başka kitapla, bir klasikle devam ettik. Oliver Twist , karakterlerin çokluğu ile ilk başlarda bizi biraz zorladıysa da bıkmadan usanmadan kimin kim olduğunu yeniden yeniden sorarak ve anlatarak kuzunun hikayeden kopmamasını ve hatta keyif almasını sağlayabildik.
Bu arada bezden yeni kurtulan yiğenime, konuyla(!) ilgili birşeyler ararken bulduğum şu harika kitabı da not etmeliyim. Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi Böyle bir konu bu kadar esprili ve sevimli anlatılabilir. Her çocuklu eve lazım bence :-)
Bu arayışta kızımın sepetine de müthiş bir hedefi vuran kitap düştü ki bu da sanırım çocuklu evlerin olmazsa olmazı olmalıdır. Ev Canavarları

24 Temmuz 2009

su yolunu bulur!

Herşeyin bir çözümü varmış. Herşey iyiye gidiyor...
Bahsettiğim şeyler gerçekten zor ve sancılı dönemler yaşayan insanlara dudak büktürecek cinsten şeyler aslında ama hayattan beklentileri ile debelenen benim gibi biri için önem taşıyordular bir şekilde işte...
Evde olmayı, ailemi çok seviyorum. Çocuklarımla birebir ilgilenmeyi beni bir 'control freak'e dönüştürse de evin düzeninden sorumlu devlet bakanı olmayı da seviyorum. Ama işin ayarı kaçınca bir korku alıyor beni. Hayatımda keyif aldığım şeylerin dengeleri değişince kendimi sınırlandırılmış hissetmeye başlıyorum. Kendime zaman ayıramamak gibi bir klişeden bahsetmiyorum. Onu öyle ya da böyle yapıyorum. Önemli olan yarınım için ne yapıyorum? sorusu oluyor.
Çözümün 'iş hayatı' olmaması daha da çetrefilleştiriyor işi. Tam + mesaili bir sektörün aileme ayırdığım zamanın büyük bir çoğunu alacak olması beni çok mutsuz ediyor. Henüz o kadar küçükler ki... Bırakın bana ihtiyacı olmalarını ben onların yanında olmak istiyorum. Ama onların büyümelerini beklerken benim yerimde saymayacağım kesin. Yaşlanacağım ve yapmak istediğim şeyler için geç kalmış olmak istemiyorum.
Benim hayata bakışım şöyle. 'herşeyin 4/4 lük olmayacağını biliyorum. ama neden 3/4 lük olmasın...' Her alanda onu arıyorum. Tamahkarlık için kriterlerim var yani :-P Ama işte bir alanın 3/4 lük olabileceği sınırlar ya diğerinin 1/4 lük olmasına neden olacaksa hesabı beni bitiriyor...
Bir benzetme ile anlatmalıyım.
Ben çevreciyim, doğalcıyım. Örneğin deterjanları sevmem. Ama dibine kadar olmasa da hiyen de önemlidir benim için. En azından çocuklarımın büyüme evrelerinde. O zaman organik deterjan kullanmalıyım. Ama organik deterjanlar pahalı ve benim bütçemi aşıyor! gibi :-) (Annemim çözümü herşeyde sabun kullandı ama örn. bulaşık makinesinde sabun kullanamıyoruz. Benim her alanı değerlendirmek gibi bir sorunum da var. Zor bir hayat yani :-)
Neyse ama istemekten ve araştırmaktan hiç vazgeçmiyorum. Bu iyi bir özellik. Sorgulama sorgulamayı takip ediyor ve öyle ya da böyle beni bütün bu girdap düşüncelerden çıkarıp bir nefes aldıracak çözümlere ulaşıyorum. Ama bu evren sesimi duydu da vesaire de değil aslında çünkü bu çözümler için hep teakkuzda hep plan programda olmuş oluyoruz.
Yine bir örnek...
Çocuğumu özel okula göndermek istemiyorum. İyi bir devlet okuluna gitsin istiyorum. Ama İstanbul'un rezilliğinde yollarda saatlerini harcamadan, yürüyerek gitsin istiyorum. İyi bir devlet okulde derken elitist de değilim. Her kesimden çocuk olsun ve benim çocuğum bütün yaşamları gözlemleyebilsin istiyorum ama dejenere, kayıp çocuklardan da uzak olsun istiyorum. Ne yapıyorum daha çocuğum 3 yaşındayken böyle bir okulun var olma olasılığı olan bir bölgeye taşınıyorum, vesaire vesaire...
Matematiği seviyorum. Sanıyorum soruncukları ve çözüm bekleyen konuları bir bir kaç bilinmeyenli bir fonksiyon gibi değerlendirip x'leri ve y'leri bulma çabam bundan.
Şimdilerde elimdeki denklemlerle bilinmeyenler eşitlendi ve basit hesaplarla tüm x'ler ve y'lerin değerlerini buldum.
En önemlisi hedefimi buldum, yarınımı tanımladım.
Öğrenmeye, sorgulamaya, araştırmaya, şeyler arasındaki bağlantıları değerlendirmeye, bu değerlendirmelerden çıkardığım sonuçları derlemeye ve yazmaya olan merakım ve tutkumla başetmeye çalışarak geçireceğim bundan sonraki yıllarımı...
Yeniden öğrenci olmaya karar verdim anlayacağınız.
Güzel olacak güzel...