15 Mart 2009

(D)evrim . . .

Yine Ece Temelkuran'dan...
Tam da halimize acıyordum. Tam da ‘Hakikaten bunlar oluyor mu? Biz topyekün oturup geçen yüzyıl kapatılmış defterleri açarak ömür mü tüketiyoruz?’ diye canım sıkılıyordu. Tam da ‘Kendimize karşıt seçtiğimiz adamlar düzeyimizi belirliyor. Oturup Darwin teorisini yeniden ispatlamak zorunda kalıyoruz. Bu memleket herkesi, hep birlikte ilkelleştiriyor’ diye düşünüyordum. Ve gördüm ki doğru. Hakikaten dev adımlarla ‘geri adım atıyoruz’. Önceki gün ODTÜ’de öğrenciler bir eylem yaptı. Vaktiyle yazılan ve bir türlü silinemeyen ‘DEVRİM’ yazısının ‘D’ harfi üzerine yürüdüler; orada durup geride kalan ‘EVRİM’ yazısına alkış tuttular. TÜBİTAK dergisinde yapılan sansüre karşı bir eylemdi bu. İyi ki yapmışlar tabii, ama bir yandan da... Düşünsenize vaktiyle oralara ‘DEVRİM’ yazısını yazanların bu ülkeden ve dünyadan beklentileri ile şu andaki çocukların beklentileri arasındaki farkı. Dünyayı ‘devirecekken’, durumu ‘evriltmeye’ gerileyen bir pozisyon. Daha doğrusu pozisyon fukaralığı...
Ricat?
Acaba vaktiyle oraya o yazıyı yazanlar, ‘Evrim değil, devrim’ diye bağıranlar, siyasi anlamda dünyanın ‘evrilerek’ değil, ‘devrilerek’ değişeceğini savunanlar, aksini düşünenleri ‘gericilikle’ suçlayanlar, şimdi o ‘D’nin üzerinde duran çocuklara bakınca ne düşünüyorlar? O kıymetli ‘D’yi kaybederken kaç çocuğunu kaybetti bu ülke? Vuruşa vuruşa geri çekildi bir bakıma bir cephe, geri çekilip ‘EVRİM’de siper tuttu. Dövüşe dövüşe, azala azala geri çekilip ‘laiklikte’ saf tutması gibi kalabalıkların. İşte bu, acıklı geliyor bana. TÜBİTAK’ın uğradığı sansür değil, artık cephenin Darwin’i savunmaya kadar geri çekilmiş olması trajikomik geliyor.

Hiç yorum yok: