3 Kasım 2008

teşekkürler ece temelkuran . . .

Daha önce de bahsetmiştim ya, bazen bir yazar öyle isabetli, öyle cesur, öyle doğru şeyler yazıyor ki, içim ferahlıyor. Benim gibi düşünen beraber yaşadığım bir avuç insanın yalnız olmadığına dair bir umut duyuyorum. Bu ikiyüzlü, bu yapış yapış, bu sorgu sualsiz yaşam biçimlerine karşı daha kalabalık olduğumuz duygusuyla çocukça bir sevinç duyuyorum.
Ece Temelkuran'a hemen bir tesekkur maili attım. Aşağılık adamlardan aldığı binlerce aşağılık maili düşününce teşekkür maili için bir ne kadar da geç kalmışım aslında...

Teşekkürler Ece Temelkuran...

AKP'li kadın vekillere destek ve soru:
14 yaş!

Yazamadığım tek bir konu var. Daha önce de söylemiştim bunu. Çocuklara cinsel istismar meselesini yazamıyorum. İçim almıyor. Mayından bacağı kopmuş çocuk gördüm, cezaevi operasyonlarında bütün vücudu yanmış, kömür olmuş adam gördüm, beynine gaz bombası saplanmış çocuğun otopsisini izledim, ölüm orucundan sonra Wernicke Korsakoff hastalığıyla çocuklaşmış kadınlar gördüm... Daha bir araba berbat şey gördüm. Ama dayanamadığım bir tek şey var, o da bu. O yüzden anlamıyorum bütün Türkiye’nin hep birlikte bu Hüseyin Üzmez pisliği içinde eşelenip durmasını. Nasıl bir eşelenmek, sürtünmek, sürünmek, siftinmektir bu, anlamıyorum. Ne mide varmış bu ülkede! Helal olsun. Şaşırmam!Daha önce kızının kafasını traktörün altında ezerek öldüren bir anne görmüştüm, namus cinayetiydi. Dolayısıyla bir annenin kız çocuğunu aşağılık bir herifin eline ‘ellesin’ diye vermesine şaşırmam. Anneler kızlarına çok acayip şeyler yapabilirler. Daha önce çocuklara tecavüz edip sonra da o çocuk-gelinleri ‘Allah’ın emri, peygamberin kavliyle’ koluna takıp gururla gezen berbat adamlar gördüm. O çocukların üzerine abanmaktan yağlı yağlı mutludurlar. Bir adamın Müslüman olması, olmaması hiçbir fark yaratmaz adamda. Yüzüne kusulmayacak adamlar, Müslüman adamlar gördüm. O adamların yapacaklarına da şaşırmam. Helal olsun amaDinci basının ne aşağılık şeyler yazabileceğini gördüm. ‘Bu Ergenekon’un işidir’ diye çocuk tecavüzünü savunmalarına şaşırmam. Başını örtmeyen benim gibi kadınlara tecavüz etmeyi mübah sayabileceklerini çok iyi bilirim. Benim gibilerin gövdeleri onlara ‘Dar-ül Harp’. Nereden biliyorum? Mail atarak bildiriyorlar çünkü. Onların yapabileceklerine de şaşırmam. Laik basın tarafından bazı gazetelerin Hüseyin Üzmez olayıyla ilgili ‘Kart zampara!’ başlığını atmasına da şaşırmam. Bir çocuğa edilen tecavüzü böyle ‘komikleştirmelerine’ şaşırmam, erkek ideolojisi laiklik filan dinlemez çünkü. Ama bütün bu olayda şuna şaşırırım. AKP’li kadın vekillerin bu işe tepki vermesine. Helal olsun! Hakikaten helal olsun. Ama şu meseleleri bir açıklığa kavuşturalım sevgili kadın arkadaşlar. Tüm samimiyetimle soruyorum bunları:Tepelerdeki cevaplarErkek vekil arkadaşlarınıza sorunuz:14 yaşındaki kız çocuğu ile bir yetişkin adamın cinsel ilişki yaşaması meşru mudur? Kızın ailesi veya kendisiyle yapılan herhangi bir dini veya hukuki akit bunu meşru kılar mı? 14 yaşındaki bir kız çocuğunun cinsel ilişkiye gösterdiği rıza, rıza sayılır mı? 14’ünde evlenmek14 yaşında evlenmek o kız çocuğuyla girilen cinsel ilişkiyi tecavüz olmaktan hakikaten çıkarır mı?Bu soruların cevapları Ankara’nın hangi yüksek rakımlı tepesinde? Ya da tepelerinde? Sorun bakalım sevgili AKP’li kadın arkadaşlar erkek vekil arkadaşlarınıza. Şöyle sorun:Kaçınız 14, 15, 16 yaşında kız çocuklarını alıp, evlenip başlarını kapattı? Kaçınız bu kız çocuklarını okullarından ayırıp eğitim hakkından mahrum etti? Şimdi kaçınız ‘kadınların eğitim hakkı’ diye ‘özgürlük papağanlığı’ yapmayı hayal ediyordu bu kız çocuklarını okulsuz bırakırken?Zihniyetin ortasıAKP’li kadınları Hüseyin Üzmez olayına gösterdikleri hassasiyetten dolayı kutluyor ve destekliyorum. Ama bir gün bu sorulara dürüst cevap vermelerini ve nasıl kadın düşmanı bir zihniyetin ortasında yer aldıklarını anlamalarını da diliyorum.

2 yorum:

evrim dedi ki...

o kadar tiksiniyorum ki şu anda, gazetelerde bu olayla ilgili yazıların altındaki yorumları okuyorum maalesef Türkiye ile ilgili zerre kadar umudum yok benim, her seferinde iyi ki diyorum iyi ki Türkiye'de yaşamıyorum, senede bir şöyle bir uğrayıp sevdiklerimi ziyaret ederim o kadar diyorum..

sibel dedi ki...

ah evrim'cim ah. keske turkiye'de yasamamak insanin acisini hafifletebilse. sen belki daha yeni yeni oralarda oldugun icin boyle dusunuyorsun ama benim uzun yillardir yurt disinda yasayan tum arkadaslarim daha bir hassaslastilar bu konularda. oralarda gordukleri yasadiklari ve dogup buyudukleri ulke hakkinda yazilip cizilenler arasinda oyle daraliyorlar ki...