Çok olmadı. Belki 2 belki 3 ay. Oprah'in 2 programını izledim. Birinde intihar eden kocasının ardından, üstüne kalmış yüzbinlerce dolarlık borçla ve 3 çocukla başetmesi gereken bir kadındı konu. O sırada yeni yayınlanmış ve kadınlarda finansal farkındalık yaratmak adına yazılmış bir kitabın yine kadın yazarı da bir çeşit danışmanlık vermek üzere bu bedbaht kadının karşısına konuşlandırılmıştı. Kirli çamaşırlar bir bir ortaya dökülmeye başladıkça Amerikan toplumunun acınası durumu karşısında ağzımı kapatamaz hale geldim. Herşey kocaman, herşey çok, herşey kontrolsüz. 3 katlı kocaman bir ev (ipotekli), 3 kocaman araba, dolapta tam 90 adet jean, kartlıklara sığamayacak kadar çok kredi kartı (hepsinin borçları binlerce dolar civarında) ve hayatında hiç fatura görmemiş, hiç hesap yapmamış bir kadın... Kocasından psikolojik eziyet gördüğü halde (makyajsız nasıl olduğunu hatırlamıyor.) kendi ayaklarım üzerinde nasıl dururum diye ufacık bir düşünce aklının köşesinden geçmemiş. (Neyse işin kadın boyutu üzerinde durmak istemiyorum aslında.)Diğer program ise ''Bir aile, genel tüketim alışkanlıklarını bırakıp 1 hafta nasıl yaşar?'' konulu bir yarışma idi. Seçilen ailenin genel tüketim alışkanlıkları ekrana geldikçe herhangi bir dizinin değil de gerçek bir Amerikan ailesinin karşısında olduğumun daha çok bilincine varıyordum. Haftada 200$'lık market alışverişi, market alışverişi günlerinde dolapta yer açmak için daha paketi açılmamış ürünlerin çöpe atılışı, market alışverişinin içeriği, 4 çocuklu ailenin her odasında bir tv, çocukların sabaha kadar yanan ışıkları ve açık bırakılan tv'leri, sabah evin çeşitli yerlerinden toplanıp çöpe atılan yarım bırakılmış gazoz, kola, meyve suyu kutuları, aynı şeyi yemekten keyif almayan aile bireyleri için her öğün pişirilen farklı sayıda hazır yemek (çöpe atılan kısmını vurgulamıyorum bile)... Tablo ortada yani. Aile Oprah'ın kendilerine koyduğu kurallar dizisini uygularken ağladı da ağladı. 1 haftayı geriye saymaktan, çıkarmaları gereken sonuca odaklanamadılar bile.
Amerikan dizilerinin filtrelenmiş dünyasında göremediğimiz bir çok detayı reality show'larda görme şansımız oluyor. Amerika'da yayınlanan yüzlerce abuk subuk reality show var gerçi ama ben bunlara benzer örnekleri denk geldiğim 4 eşcinsel tasarımcının bir heteroseksüel kadına verdikleri çeki düzen gösterisi olan
Queer Eye for the Straight Girl ya da bir kaç gün için çok çocuklu bir annenin yerine geçen bir bekarı hırpalayan Crash Test Mommy gibi progamlarda da gördüm. Kocaman evler ve arabalar, kalabalık aileler, hazır yiyecekler, sonu gelmez alış-verişler, algılamakta zorluk çektiğim bir tüketim anlayışı... Algılamakta zorluk çekmekle beraber izdüşümlerini Türkiye'de de gördüğümüz bu yaşam biçimleri aslında düne kadar güçlü olan Amerikan ekonomisi'ne ne şekilde etki ediyordur ya da etmiştir işin uzmanlarına bırakmak gerek ama bunun planlı bir kriz senaryosu olduğu savları bir kenara bırakılacak olursa, 'küçülme' 'tasarruf' gibi kelimeler bu insanların hayatlarına girebilecekse 'İsabet!' diye düşünmeden edemediğimi söylemeliyim. 
Queer Eye for the Straight Girl ya da bir kaç gün için çok çocuklu bir annenin yerine geçen bir bekarı hırpalayan Crash Test Mommy gibi progamlarda da gördüm. Kocaman evler ve arabalar, kalabalık aileler, hazır yiyecekler, sonu gelmez alış-verişler, algılamakta zorluk çektiğim bir tüketim anlayışı... Algılamakta zorluk çekmekle beraber izdüşümlerini Türkiye'de de gördüğümüz bu yaşam biçimleri aslında düne kadar güçlü olan Amerikan ekonomisi'ne ne şekilde etki ediyordur ya da etmiştir işin uzmanlarına bırakmak gerek ama bunun planlı bir kriz senaryosu olduğu savları bir kenara bırakılacak olursa, 'küçülme' 'tasarruf' gibi kelimeler bu insanların hayatlarına girebilecekse 'İsabet!' diye düşünmeden edemediğimi söylemeliyim. 
Durum 'kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla! ' durumu aslında. Türkiye'de de yukarıdaki örneklere benzeyen ya da öykünen Amerikan izdüşümü yaşam tarzının doyum noktası gelmiştir bence. Ardı ardına, dipdibe açılan kocaman AVM'ler, kimin için dikildiğini bir türlü idrak edemediğim şehrin doğal oluşumunun önünde bir set gibi yükselerek nefes almamızı, trafikte saatler harcamamamıza neden olan kocaman, dünya parası bloklar, ağzımızdan sular akıtan dünya markalarının aynı caddeye 2 mağaza açabilme cesareti (cesaret olmadığı açık), vesaire vesaire...
Hepimizin kısa ve uzun vadede hayatlarını daraltacak, sıkıntıya sokacak, tekrar tekrar düşündürecek belki de uykularımızı kaçıracak bir dönem başlıyor. Ama bunun için ağlayıp sızlamadan önce düşünmeliyiz.

0 yorum:
Yorum Gönder