Sergiyi gezdik. Bir sanatçının eskizleri, fotoğrafları; hikayeler, dönem gazete ve dergilerinden alıntılar, anılar, vb. tabi ki çok önemli. Sanatçının psikolojisini, içinde bulunduğu dönemi, sosyoekonomik koşulları, vb. değerlendirmek, eserlerini değerlendirmedeki en önemli aşamlardan biri kabul edilir. Bir ara baymazsam size Erwin Panofsky'den ve resim inceleme metodlarından bahsetmek isterim...
Yanlış anlaşılmak istemem. Tüm bu sergiler, bu çabalar, İstanbul'a kazandırılan bu yeni yüz beni çok keyiflendiriyor. İçeriği ne olursa olsun böyle etkinliklerin genel tüketim bantında yeralma çabası beni safça mutlu ediyor.
Ama işte böyle bas bas bağırılınca, popüler kültür tüketim nesnesi haline getirilmek üzere günlerce yazılıp yazılıp çizilince falan insan bir sergiden daha gösterişli şeyler, daha farklı bir misyon bekliyor. Sadece gerçekten meraklıların, akademisyenlerin, araştırmacıların ve belgeselcilerin tadını çıkarabileceği bir sergi için çıkarılan bu gürültüye anlam veremiyor insan. Yani bir sanat anlayışı ve değerlendirme yetisi geliştirememiş bir toplumu böyle çabayla 'etkilemek' ve bunu bir görgü, bir kültür meselesi haline getirmek gibi bir misyonunuz varsa, içeriği de çok daha farklı ve zengin tutmak ve ziyaretçinizi 'Ben Dali Sergisi'ne gittim!' den daha yoğun bir duygu ve anlayışla uğurlamak zorunda hissetmelisiniz kendinizi.
Bir nevi şımarıklık olarak değerlendirilmemesi için özellikle altını çizerek belirtmek isterim ki, bütün yurt dışı seyahatlerimizde, konaklama, yemek, alış-veriş konusundaki tamahkarlığımızı ve bütçe anlayışımızı hiçbir şekilde müzeler ve galeriler konusunda göstermedik. Böylece, sandviçle geçiştirilen öğle yemekleri ve ucuz hostellerden arttırdığımız tüm parayı büyük sanat eserlerini görmek üzere müze ve galerilere yatırdık. Dali'nin en önemli eserlerinden bazılarını Venedik'te küçücük gösterişsiz bir galeride süreli bir sergide ve Paris'teki Espace Dali'de görme şansını da böyle elde ettik. Ve yine safça inanıyorum ki, oralarda gördüğümüz tüm eserler, burada sergiyi gezerken rastladığım, sadece 'Gezdik!' diyebilmek için galeriler arasında ayak sürüyen, çıkışta Müzedecahnga'da boy göstermek hevesindeki ilgisiz tüm o genç-yaşlı insanlarda bir ilgi uyandırabilir ve bir duygu yaratabilirdi. Çok uzağa gitmeyeyim. Oralaradaki eserler burada sergilenmiş olsaydı büyük bir heyecanla resim ve heykelleri çocuksu bir dille anlatmayı planladığım 5.5 yaşındaki kızım sıkılmayabilirdi. Uzun lafın kısası, sergi ziyaretçisine ulaşabilirdi.
Bu organizasyonların kolay işler olmadığını bilecek kadar işin teorisini okumuş biriyim ve yine tekrar ediyorum böyle çabaların en büyük hayranı benim ama şunu da düşünüyorum ki sırça köşklerde sıkışılan ellerle bu toplumda bir alışkanlık, bir kültür bir görgü yaratabilmek uzak bir ihtimaldir.
Biliyorum bu yazı çok ' toplum için mi sergi, sergi için mi sergi' kokuyor ama içimde kalmasın dedim :-)
Bu arada belgesel ve kurgusal kitapları topladım. Dali ve Ben'i aldım örneğin. (Filmi de 2009'da gösterime giriyormuş.) Biraz hatırlatma, biraz sorgulama süreci yeniden...

3 yorum:
Nefis bir yazı olmuş bu. Yalnızca Dali üzerine değil, öncesinde Picasso ve ardından gelecekler için de geçerli söyledikleriniz.
Bu sanatçıların yapıtlarını yerinde görmek, hem daha anlamlı hem de daha ucuz!
Picasso sergisinin bileti, o dönemde bana anlamsızca pahalı geldiği için [ve bir de Sabancı Müzesi konseptine gıcık olduğumdan] gitmemiştim. Şimdi, serginin web sitesine bakıyorum ve yine fiyat göremiyorum. Acaba ben mi körüm? Yoksa bilet fiyatları gerçekten yok mu sitede?
Ayıptır sorması, ne kadarmış serginin biletleri? Gideceğimden değil, merakımdan soruyorum.
Bir de, bu sergiler Sabancı Müzesi'nde değil de, atıyorum Arkeoloji Müzesi'nde [ya da Ankara'da Etnoğrafya Müzesi'nde] düzenlenseydi; inanın bilet fiyatının hiçbir önemi kalmazdı benim için. Ne kadarsa öder, gider, gezerdim.
bugünlerde bu toplumun bu kadarı ile bile mutlu olmaya çalışması, giydirme sanat anlayışının tartışılmasından bir o kadar uzakta olmamız aslında üzücü. ama toplum, yönetenler, baskın bakış, yazık ki bu kültürel ölçümden çok uzakta. en azından serginin burada olmasına mutlu olmaya çalışıyoruz. ama aslında bunun üzerinde konuşmaya; o zamanlara ulaşmaya çok ihtiyacımız var.
sonuçta, evet.
sevgili artemis,
sergi 14 yasina kadar tum cocuklara ve 60 yas ustune ucretsiz.hatta 14 yas alti cocuklarin yanindaki bir ebeveyn de ucretsiz.tam bilet 10ytl. indirimli 3 ytl yanlis hatirlamiyorsam.yani biz tek cocuklu bir aile olarak 10 ytl'ye gezdik sergiyi.dolayisiyla fiyat politikasini, ya da kurumu sorgulamiyorum.benim asil elestirim, icerik, sunum ve kime nasil ulasacagini degerlendirmekten yoksun tutum. bugun dunya uzerinde sanat anlayisi gelismis ulkelerde bile muzecilik ve sergileme yontemleri tekrar tekrar sorgulanirken, biz elimizdeki imkanlari sadece meraklisina birsey ifade edebilecek sergiler icin harcarsak ziyan olur gorusundeyim. yani hem sokaktaki adama hem cocuga hem muzedechanga mudavimlerine herkese yepyeni bir deneyim icin caba harcamak daha anlamli olur sanki...
Yorum Gönder