6 Ekim 2008

bugünlerde . . .

Ben tutuluyorum bazen. Söyleyecek kelimem olmuyor. Her konuda söyleyecek bir şeylerim varmış gibi gelirken, ileri geri konuşabilme konusunda ihtisas yapmışken, bazen işte, düğümleniveriyor söylenecekler boğazımda. Bir nevi felç yaşıyorum.
Ben ana haber bültenlerinin yapış yapış, bağırış çağırış dünyasının karşısından çok uzun zaman önce kalktım. Haberleri, gündemi kelimelerle takip etmek, duygulara bulanmış, hedefini şaşırmış değerlendirmelerden koruyor beni. Büyük resmi görmek konusunda aracım okumak, yeniden okumak.
Çıkarlar doğrultusunda yontulmuş blgilerle yönlendirilerek, sormadan, sorgulamadan, bilmeden, duygulara yenik düşerek, öfkelenerek, bağırıp çağırarak, suçlayarak, bir sonuca varmak ne kadar olasıdır?
Büyük resim çok net aslında. Ama dedim ya sözcükler düğüm oldu boğazımda...

2 yorum:

evrim (akira) dedi ki...

maalesef artık şöyle diyorum, Türkiye'yi özledimmi? hayır, dönmekmi? asla...

sibel dedi ki...

evrim'cim iste, su siir var ya o hesap...

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.

Orda bir ses var, uzakta
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.

Orda bir dağ var, uzakta
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.

Orda bir yol var, uzakta
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.