28 Ağustos 2008

abur cubur okumalar . . .

İçerik yararsız değil belki ama tüketim öyle karışık ki... Düzenli beslenmiyorum yani. Tuhaf bir açlık durumu. Ne bulsam izliyorum ya da okuyorum. Ben genelde bir yazara takılırım, üstüste 2-3 kitabını okurum ya da bir konuda farklı yaklaşımları değerlendirebilmek adına kavramsal olarak birbirine yakın şeyler izler birbirini. Hiç olmadı roman üstüne roman, araştırma üzerine araştırma okurum. Filmler konusunda daha rastlantısal takılırım ama yine de o dönem neye eğilim gösteriyorsa zihnim algıda seçici olur, elemeyi öyle yaparım.
Bu aralar durum tamamen farklı. Herşeyden keyif alma, herşeye bulaşma durumundayım.

Uçurtma Avcısı’nı okudum yakınlarda. 1-2 geceyi sabah kavuşturarak üstelik. Bırakamadım elimden. Hormonlarıma kabahat bulup, gecenin bir yarıları ağladım kitap elimde :-) Bir filmin içinde kaybolmak nasıl da keyiflidir ama bir kitabın içinde kaybolmanın tadı başka hiç bir şeyde yok sanırım. Bir yanda duygusal savrulmalar, diğer yanda büyük Ortadoğu politikalarının küçük insanların hayatlarına attığı kocaman fiskelere öfkelenmeler ve ister istemez 'Türkiye üzerine oynanan oyunlar'a kötümser projeksiyonlar...
Sonra kafamdaki çağrışım perilerinin azizliği belki de elim Can Dündar’ın Ergenekon kitabına gitti. Can Dündar’ın da altını çizdiği üzere, kitapta yeni bir bilgi, özel bir araştırma sonucu ortaya çıkarılmış bilgiler yok. Herşey zaten ortada. Derin merin değil hiç bir şey aslında. Balık hafızalarımızın biraraya getirmeye zahmet etmediği gerçekler derlenmiş kitapta. Gündem, Uçurtma Avcısı’nın da etkisiyle vuku bulan Ortadoğu politikaları hım hımları ve belki de nihayet izleyebildiğim Bourne serisinin ilk filmi sonrasında, ortaya dökülüp saçılmış yüzlerce bilginin derlenip toparlandığı bu derin devlet soyağacı çalışması yine de tek başına kesmedi beni. Yanına Rolling Stone röportajlarının tadından gazla Bono’nun Odasında kitabını ilave ediverdim. Sıkı bir U2 takipçisi olarak, bu karizmatik müzik adamının kelimeleriyle hayatı, müzik endüstrisini, Afrika’nın borçlarının silinmesi adına verdiği uluslararsı mücadeleyi vesaire okumak keyifli olacaktır diye düşünebildim. Üstelik gereksiz çağrışımlara davetiye çıkaracağını bile bile. Tanrı ve din sorgulamalarından çekinmeyen ve ‘Anne ve babamdan aldığımı kabul ettiğim bir şey de dinin kimi zaman Tanrı’nın yolunu tıkadığı’ diyebilen bir dindardan sözediyoruz sonuçta. Tamam Bush için neredeyse sevimli bir Texas'lıdan bahsedermiş gibi bahsediyor, 'Düşmanımı tanıdım. Haklıymış!' özlü sözlerini falan savuruyor ama hala karısının eski sevgilisini kıskanan ve kendini bir Hollywood yıldızıyla aynı kefede göremediğini söyleyen ezik Chris Martin kadar da hayalkırıklığı yaratmıyor :-)
Kitap alış-veriş diyetime Uçurtma Avcısı ile son vermiştim. Şimdi bir set kitap daha sipariş ettim. Belki linklerden farketmişsinizdir. D&R internet satışı gerçekten son derece hesaplı oluyor. Yakında harika çocuklar yetiştirmekten, psikolojiden, yolları kesişen kadınlardan, çok sevdiğim Doris Dörrie'den, yerli polisiyelerden falan bahsedebilirim burada :-)
Ne dersiniz? Bütün bunlar üstüste dokunmasın :-)

2 yorum:

OzLeM dedi ki...

Şu "Bourne" serisine takıldım ben. Hele bir tatilden döneyim de... Idefix, çoğu zaman D&R'dan daha da hesaplı oluyor kanımca.Bir de www.imge.com.tr'yi denemelisin. Aklında olsun tatlım;-)
Bu okuma yöntemi bana hiç yabancı değil. Hatta bir ikizler olarak diğer sistemli yöntemi nasıl uygulayabildiğine şaştım:-))

sibel dedi ki...

yaa idefix ilk baslarda oyleydi. ama simdi karsilastirmali bak. ben son 7-8 aydir d&r fiyatlarinin daha dusuk oldugunu gozlemledim. bir de magaza,etiket fiyati ile internet fiyati arasinda tam bir ucurum var :) bir satin almaci olarak etud ettik efenim. simdi sana bozcaada bilgilerini gonderiyorum :-)