7 Temmuz 2008

eko post...

Ben 'sonradan olma' bir çevreci değilim. Yani dünyada bir farkındalık yaratmaya çalışırken ister istemez yeni bir çeşit tüketim anlayışı geliştiren ya da bir 'trend' haline gelen çevrecilik anlayışından çok önce gelişti benim çevreye saygım ve kaygım. Bunun nedeni yokluk Türkiye'sinde ilk çocukluğunu geçirmiş olmaktır diyemeyeceğim, çünkü bir dolu yaşıtım düşünce sistemimi bağıran kıyafetler giymediğim, bu duyarlılıkların formasını taşımadığım halde böyle düşünüp yaşayabildiğim için beni takıntılı diye nitelendirmiştir, nitelendirmektedir. Yine o yılların Türkiye'sinde çocuk yetiştirmeye çalışan anne ve babamın hassasiyetidir de diyemiyorum, çünkü onca hassas anne baba nice 'hödük' yetiştirebilmiştir. Okuduklarımdır da diyemiyorum, aynı yollardan geçen arkadaşlarıma genel olarak duyarlılığımı ifade etmekte zorlanıyorum. Yok ben ifade ediyorum da onlar anlayamıyorlar :) Dindar biri değilim, doğu felsefesi ile kafayı bozmuş biri de değilim ama bir pirinç tanesinin bile kıymetini bilerek yoğrulmuştur tüm düşünce sistemim. Değil ki çok barbarca harcanan ve tüketilen kaynaklara duyarsız olabileyim.
Yıllardır çöp ayrıştırmaktan her kağıdı arkalı önlü kullanmaya (Bu konuda rol modelim yıllarca gazete kenarlarına notlar almış olduğu için cimrilikle suçlanırken, biriktirdiği her kuruşu tanımadığı çocukların eğitimine yatırabilmiş Aziz Nesin’dir. Örneğin Mum Hala ölümünden sonra bu kağıt parçalarına karalamış değerli düşüncelerden oluşturulmuştur.) rezervuarın içindeki 1lt.lik dolu pet şişeden, organik deterjan kullanmaya, toplu taşıma kullanma eğiliminden, giyecek ve yiyecek alışkanlıklarıma kadar bir sürü ‘Ayşe Teyze’ çözümü vardır hayatımda. Yine de kocaman bir ekolojik ayak izim var bu dünyada :(

Kendimi önceleri dünyaya karşı sorumlu hissediyordum sadece. Ama çocuk sahibi olduktan sonra sorumluluk anlayışım boyut değiştirdi. Sadece sorumluluk mudur, vicdan mıdır, duyarlılık mıdır, takıntı mıdır tanımlayamıyorum ama bunları yaptığımda rahat ediyorum. Kafam yastığa değdiğinde gülümseyebiliyorsam tüm bu ucundan tutmaların paydası büyüktür.
Bir anne olarak bu bilinci kızıma da aktarmaya çalışıyorum. Herşeyden bir kaç çeşite sahip bu nesil çocukları için tüketim ve değer bilme anlayışını yerleştirmek her ne kadar güç olsa da deniyorum. Evdeki alışkanlıklar, babaanne&büyükkbaba evinde organik yetiştirilen ve dalından yenen bitkiler eşliğinde sorulan sayısız soruya verilen sabırlı yanıtlar belki 5 yaş çocuğu için yeterli ama yine de Meraklı Minik gibi yayınlar da bu konuda yardımıma koşuyor.
Ancak bir profesyonel olarak da birşeyler yapmak gerekiyor elbette. Bir mimar olarak ekolojik-yeşil-sürdürülebilir mimarlık konusunda kafa yormak çalışmak gerekiyor. 0 karbon yerleşim projelerini inceliyorum. Biraz mekanik çalışıp yeni sistemleri anlayayım istiyorum.
Bugünlerde de keyifle yeşil ekranı izliyorum.

Sizleri de dünyada bıraktığınız ekolojik ayak izinizin büyüklüğünü saptama üzere şu teste davet ediyorum. Türkçe olarak da yine yeşil ekrandan şu testi yapabilirsiniz.

2 yorum:

ebru dedi ki...

türkçe testi uyguladım ve sonuç şu oldu:
TAM BİR TÜKETİM İNSANISINIZ
Böyle yaşamaya devam ederseniz Greenpeace üyeleri eylemlerini sizin evinizin önünde yapacak! Hayat tarzınızla küresel ısınmaya en çok neden olan ülke vatandaşlarından (Lüksemburg, Avustralya, ABD) bile fazla karbondioksit ürettiğinizi gösteriyorsunuz. Sadeleşmeye ne dersiniz? Bu yolda size kolay gelsin.
fazla mı duyarsızım? galiba:-(

sibel dedi ki...

diyorum ya ben herseyi o kadar dikkatli tuketen biriyim ve benim sonucum bile 'dikkat edin!'cikiyor. turkce testte 31 agac ekmem gerektigi soyleniyor. su bir ara maille gezinen tohum hareketi (bulursam kenarda kosede, koyarim buraya) dogrultusunda birseyler ekecegim uygun mevsimde...