15 Nisan 2006

geri dönüşümde geri kalmaya devam

Eskiden, 1.5 oda 0.75 salon evimizde, tetrapak, cam, teneke, plastik ve kağıt ayrımı için ayrı torbalarla bir mücadele verirdik. Evimizin yakınında bir tetrapak kumbarası vardı. Haftasonlarında gazete&ekmek almaya çıktığımızda, bir atölye çalışması tadında yassılaştırdığımız ve o dönem geri dönüşüm kampanyası ile doğudaki okullara mobilya olarak döneceğine inandığımız tetrapak kutularımızı bu kumbaraya atardık. Cam şişe ve kavanozlarımızı yine çevremizde kolayca bulabildiğimiz cam kumbaralarına atardık. Renkliler ayrı kumbaraya, şeffaflar ayrı kumbaraya... Her iki yüzü de boşluksuz kullanılmış kağıtlarımızı, eski gazetelerimizi, denizaşırı üniversitemize (!) kağıt çöp toplama noktalarına taşıdığımız da çoktur. Tenekeler ve plastikleri doğru noktayı bulana kadar bekler, taşır, sonuç alamazsak ayrı bir poşette çöp toplayıcılara havale ederdik. Bir de piller var tabi. Çokça tüketmediğimiz ve saklaması kolay ebatta olduklarından genelde sorun olmazlardı ama bir iki nokta belirlemistik kendimize yine de. Bir de bir spor mağazasının yaptığı pil toplama kampanyasını yakalamıştık ucundan. Avrupa’ya yaptığımız her seyahatte, yaptığımızın önemini tekrar tekrar kavrıyorduk. Sonra yavaş yavaş kumbaralar kaldırıldı. Çöpler evde kontrolsüzce büyümeye başladı. Biz de heyecanımızı yitirmeye başladık. Yoğun okul, iş, ev hayatımıza bir de bu üçü arasında mekik dokurken trafikte harcanan saatler eklenince, bu ayırma, saklama, taşıma seramonisini ertelemeye ve geçiştirmeye başladık. Sonunda da torbalar birleşti... Şimdi organik çöpleri ve diğerlerini ayırmak, gerisini çöp toplayıcılarına havale etmek gibi bir çözümle yetiniyoruz. 3 yaşındaki kızımızı da en azından bu ayrımın bilincinde yetiştirmeye çalışıyoruz.

ev erkeği . . .

"Ev Erkeği, adından da anlaşılacağı gibi, kadınla erkeğin alışılmış rollerini tersne çeviren bir roman." ...mı sadece?
Dayatılmış rollerin tersine çevrilmesinin ötesinde de bir dolu sey var aslında. Eğitimli, kariyer sahibi, aile kurmayi ve çocuk sahibi olmayı sıradan bir yaşam akışının kademeleri olarak görmeyen “insan”ların yaşamaktan kaçamadığı ikilemler en vurucu olanı belki de...
Dışarıda ve içeride verilen mücadeleler. Kimin kadın kimin erkek olduğunun ne önemi var ki aslında? İçeride kendinize ait bir düzen kurmak ve bu düzeni kurabilmek için dışarıda bir savaş vermek gerekiyorsa eğer bir paylaşım yapılacağı kesin. İşte asıl mesele bu paylaşımda size düşen sorumluluk nedeniyle, nelerden ödün vereceğiniz.

Tanıtım Yazısı:
"Ev Erkeği, adından da anlaşılacağı gibi, kadınla erkeğin alışılmış rollerini tersine çeviren bir roman. Ad Hudler, kendi deneyiminden yola çıkarak kaleme aldığı bu ilk romanında, ‘hayalindeki iş’i bulan karısına yardımcı olmak için kendi işini bırakıp ev işlerini üstlenen bir erkeğin ilginç öyküsünü anlatıyor. Ev erkeği Lincoln Menner, çocuk bakarken, yemek yaparken, alışverişe çıkarken, iki kedi yavrusuyla ilgilenirken hem ev kadınlarının yaşadıkları güçlükleri, hem de kendi kişiliğinin hiç farkında olmadığı yanlarını keşfediyor. Hudler, kadın ile erkeğe biçilmiş rolleri tersyüz ederek, yeni yaşam biçimlerine ayak uydurabilmenin sıkıntılarını da, keyiflerini de sürükleyici bir mizah öyküsüne dönüştürüyor. Ev Erkeği, çok ciddi bir konuyu işleyen çok komik bir kitap. Ama bir sürprizi de var okurlara: Titiz ve becerikli bir ev erkeğinin yemek tarifleri."