23 Şubat 2006

yarım günlük anaokuluna tepki . . .

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179498
Hersey tek yönlü işte...
Madem çocukların okuldan soğuması gibi gerçekçi ve bilimsel bir gerekçeyle bu kararı alıyorsun (ki kim buna karşı çıkabilir.) o zaman elin mahkum, iş kanununu da değiştirip, ilkokul öncesi yaş grubunda çocuk sahibi anne-babalara "süt izni" mantığıyla, hadi dönüşümlü olarak diyelim (nedir? anne ya da babaya haftada 2'şer gun) "evde çocuk karşılama izni" vereceksin.
İş görüşmelerinde 2.çocugu düşünüp düşünmediğin, çocuğuna kimin, nasıl baktığı didiklenirken, kimse de kalkıp "Sizin veriminizi tam kullanmak için uygun olan çalışma şeklini siz aile yapınıza göre belirleyebilirsiniz." demiyor. Hayal tabi. Satın alınıyoruz çünkü. Sabah şu saat, akşam şu saat arası calışsan da, calışmasan da 'Benimsin.' diyor şirket yapısı.
Cogito'nun bir sayısındaki tema "Çalışmak Yorar" dı. Tembellik hakkını incelemişti. Bu konuda yazmiş, düşünüp teori geliştirmiş bir dolu düşün adamı olduğunu o zaman oğrendim. Verimin arttırılabilmesi adına, işçilere (üstelik üretimde calışan ve sadece fiziksel güç kullananlara) kendi gelişimleri (dinlenmek, sosyal aktivitelere katılmak, kitap okumak,vb.) için farklı calışma saati uygulamasi gibi teoriler varmış.
Biz annelerin, anne olarak sadece tembellik ve sosyal aktivite adına değil, çocuğumuzla diğer işlerle bölünmeden zaman geçirebilmek adına bu hakka ne cok ihtiyacimiz var...