1 Ocak 2005

bir köşem bile yok . . .

Ben hep bir gazetede ya da bir dergide bir köşem olsun istedim. Koca koca gazeticilere öykünerek değil elbette. Benim gibi düşünen ya da düşünmeyen, benimle yaşıt ya da değil, hayatlarımızda paralellikler ya da tezatlıklar bulduğum bir dolu köşe sahibinden bahsediyorum.
Biliyorum, hepsi o köşeler icin dirsek çürüttmüşlerdir? Ya da o köşelerde yazabilmek icin hala çürütmektedirler? Ya da ne bileyim bizler, hepimizim gündelik hayat içinde yaşayıp iki kelamla arkadaş sohbetlerine malzeme yaptığımız konularda, hem kendilerini ifade etmenin mutluluğunu yaşadıklarını hem basın camiası içinde olmanin sosyal avantajlariını keyifle yaşadıklarını, hem de bu işten para kazandıklarını düşünürken, onlar tarifsiz bedeller ödüyorlardır? Bilmiyorum.
Ama hepsini keyifle okurken ve kenarda köşede kağıt parçalarında ya da tuhaf isimlerle adlandırılmış bilgisayar dokümanlarında sıkışıp kalmış düşüncelerimin gün yüzüne çıkabilmesi umudunu taşırken, belki de doğru zamanda doğru yerde değildim ve doğru kişilerle tanışmadım diye düşünüyorum.

bu bir başlangıç . . .

Şimdi ben gerçekten bu alınmış back-up'larla, içinde ne olduğunu taka-çıkara keşfetmeye calıştığım yığınlarca cd ile, kenarda köşede yazılı çizili kalmiş bir dolu 'şey'le, vesaire ve de vesaire ile nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum. Ben yıllardır yazar, çizer, hep bu yazılanı ve çizileni bir yerlerde toparlama fantezisi kurar dururum. Du bakiim... Bakalım şu blog denen hadise beni bir derleyip toparlayacak mı?

ileri geri konuşuyorum işte . . .

Nereden çıktı birşeyler yazabileceğimi ve birşeylere işaret edebileceğimi düşünmek? Bilmem. Biraz içgüdüsel sanırım. Düşünme şeklimde, kendimi profesyonel olarak olsun, kişisel olarak olsun ifade ediş şeklimde birşeyler var beni buna iten. Birbiriyle ilişkisiz görünen şeyler arasında bağlantı kurmak ve bunun ifade edebileceğim seviyede farkında olmak itiyor beni yazmaya. Hayır yoksa çok konuşuyorum. Herşeyle ilgili söyleyecek bir şeyim var. Bunda fil hafızamin da etkisi büyük. Her konuda zaman, mekandan bağımsız olarak kurduğum bağlantılar yüzünden, bitmez tükenmez sohbetlere giriyorum. Bir gezgin olarak tanımlanamam herhalde ama seyahatlerim, iş deneyimim, okuduklarim, izlediklerim, dinlediklerim ve yaptıklarım dürtüyor beni surekli. İleri geri konuşuyorum işte...